Perşembe, Şubat 23, 2006

Kokoloji Oyunu


Bu cumartesi böyle. Birlikte şahane bir oyun oynuyoruz. Kokoloji adı. Bu aynı zamanda bir kitabın adı. Japonya’da 4 milyon satmış bir kitap.

Tadahiko Nagao ve Isamu Saito tarafından kaleme alınmış. Evet, ben de bu insanların isimlerini ilk defa duyuyorum. Ama ne önemi var, çok eğlenceli bir kitap yazmışlar. 106 oyundan oluşuyor bir kitap. Kişisel gelişim oyunu bunlar. Kokoloji yakında Türkiye’de de olacak. Okuyan Us Yayınevi bize bu güzelliği yapacak. Şöyle ki, gazeteci olmanın ballı tarafları var, bazı kitapları yayınlanmadan okuyabiliyorsunuz. Benim gibi sabırsızsanız, üzerine atlıyorsunuz, ‘Kimse yazmadan ben yazayım’ diyorsunuz. Dedim. Kokoloji’de aklınıza ilk gelen şeyi söylemek önemli. Doğru cevap olmadığı gibi yanlış cevap da yok. Bu yüzden gevşeyin ve cevap verin. Kasmayın yani kendinizi. Grup halinde oynamak, yalnız oynamaktan daha eğlenceli. Toplaşın, bir araya gelin. Bir de dürüst olun. Kim tutar artık sizi...

M A V İ K U Ş

Bir gün, mavi bir kuş, aniden camınızdan içeriye giriyor ve dışarıya çıkamıyor. Bu yolunu şaşırmış kuşta, sizi çeken bir şey var. Onu beslemeye karar veriyorsunuz. Ama kuşun rengi, ertesi gün sizi şaşkınlığa düşürerek, maviden sarıya dönüşüyor. Bu özel kuş, bir sonraki gün, yine renk değiştiriyor. Üçüncü günün sabahında parlak bir kırmızı, dördüncü gün de tamamen simsiyah oluyor. Beşinci gün uyandığınızda kuşun rengi nedir?

1. Renk değiştirmiyor, siyah kalıyor r

2. İlk rengi olan maviye dönüyor r

3. Beyaz oluyor r

4. Altın rengi oluyor r

ANAHTAR

Uçup odanıza giren kuş, ‘iyi şans’ı sembolize ediyor. Ama o da ne! Aniden renk değiştirmesi, bu mutluluğun uzun sürmeyeceği konusunda sizi endişelendiriyor. Göstereceğiniz tepki, gerçek hayattaki zorluklar ve belirsizlikler karşısında nasıl davranacağınız konusunda bize ipucu veriyor.

1. Kuşun renk değiştirmeyeceğini, siyah kalacağını söyleyenler karamsarlardır: Durum bir kez kötüye gidince, bir daha asla düzelmeyeceğini ve daima öyle kalacağını düşünüyorsunuz değil mi? Neden? Eğer bu en kötü durumsa, bundan daha kötüsü olamaz ki! Unutmayın, dinmeyen yağmur yoktur.

2. Kuşun yeniden maviye döndüğünü söyleyenler iyimserlerdir: Hayat, ‘İyi ve kötünün bileşimidir’ diyorsunuz ve şanssızlığı, soğukkanlılıkla kabulleniyorsunuz. Olayları kendi akışına bırakıyorsunuz. Şanssızlığın dalgalarında debelenmek yerine, onunla yolculuk edebiliyorsunuz.

3. Kuşun beyaza döndüğünü söyleyenler, baskı altındayken dahi, sakin ve kararlı davranabilenlerdir: ‘Doğru ya da yanlış bu benim kararım’ diyebiliyorsunuz. En feci zamanlarda bile, karamsarlığa kapılmıyorsunuz. Durum çok kötüleşirse, gereksiz bir üzüntünün bataklığına gömülmeden, kayıplarınızı bir kenara atıyor, amacınız için kendinize yeni bir yol seçiyorsunuz.

4. Kuşun altın rengine döndüğünü söyleyenler korkusuzlardır: Siz ‘baskı’ nedir bilmiyorsunuz. Size göre her kötü durum, bir fırsat. Ancak sonsuz güveninizin, sizi gafil avlamasına izin vermeyin. ‘Korkusuz’ ve ‘çok cesur’ arasındaki çizgi, çok incedir.

K O N S E R D E B İ R G E C E

Bir klasik müzik konserine gitmek şölendir. Müthiş bir şey oluyor, herkesin hayranlıkla izlediği bir orkestrada siz de sahne alıyorsunuz. Ve ve ve... En üstün performansınızı gösteriyorsunuz. Peki ama siz hangi enstrümanı çalıyorsunuz?

1. Keman r

2. Kontrbas r

3. Borazan r

4. Flüt r

ANAHTAR

Müzik enstrümanları, karşı cinsin cinsel organ sembolleri olarak kabul edilir. Çaldığınız enstrümanla bütünleşmeniz, sizin ‘aşk müziği’ni nasıl çaldığınızı gösterir. Seçtiğiniz enstrüman, sevişmenizdeki en güçlü yanı ortaya koyar.

1. Keman: Keman, duyarlı parmak çalışması demek. Gerili tellerden müziği çekip almak için, yayı incelikle tutmak gerekir. Partnerinizin en duyarlı noktalarını bulmak ve çalmak için gerekli yeteneğe sahip olduğunuza inanıyorsunuz. Parmaklarınızı notalar üzerinde dolaştırırken şahane bir müzik yaratabiliyor olmanızda, sıkı bir macera hissi seziliyor.

2. Kontrbas: Kocaman bir kontrbasın arkasına geçmenin ve ondan dehşetli bir inleme sesi çıkarmanın, kişiye verdiği özel bir güç vardır. Aşktaki yeteneğiniz, karşınızdakini denemeyi bile aklından getiremeyeceği zevklere sürüklemenizden geçiyor. Siz tüm gücü elinizde tutuyorsunuz, partneriniz de sizi boyun eğiyor. Karakterinizin en çekici yanı bu: Hükmetmek.

3. Borazan: Artık saklayamazsınız, ağzınız, cephaneliğinizin en güçlü silahı! Sevdiğinizin kulağına aşk nağmeleri fısıldamak ya da onun bedenini dudaklarınızla keşfetmek mi? Bu konuda üzerinize yok.

4. Flüt, çalmak isteyenlerin olağanüstü bir sabır göstermeleri gereken bir enstrümandır. Siz aynı sabrı, ısrarcı ve dayanıklı tutumu, partnerinizi zorlamak için kullanıyorsunuz. Partneriniz sizden küçük bir resital beklerken, altı oktavlık bir konçertoyla karşı karşıya kalıyor! Tabii neye uğradığını şaşırıyor.

S E R G İ D E K İ R E S İ M L E R

Müzedesiniz. Bir resmin önünde, elleriniz arkanızda kenetlenmiş duruyorsunuz. Hayran hayran resme bakıyorsunuz. Yanınıza hiç tanımadığınız biri geliyor ve size bir şey söylüyor. Yabancı, aşağıdakilerden hangisini söylüyor?

1. Çok güzel bir resim değil mi? r

2. Bu resim hakkında ne düşünüyorsunuz? r

3. Özür dilerim, saatiniz kaç? r

4. Biliyor musunuz, ben de bir ressamım! r

ANAHTAR

Bir yabancı aniden sizinle konuştuğu zaman, korku ve beklenti karmaşası yaşanır. Bu hayali senaryoda yabancının konuştukları, aslında sizin yabancılarla karşılaştığınızda nasıl tepki verdiğinizi gösterir. Cevabınızsa, birisiyle ilk karşılaştığınızda bıraktığınız etkinin nasıl olduğunu açıklar.

1. Çok güzel bir resim değil mi: Arkadaş canlısı ve olumlu karakteriniz, karşılaştığınız hemen herkeste harika bir ilk izlenim bırakıyor. Tek düşünmeniz gereken insanların sizi ilk başta ciddiye almaması olabilir.

2. Bu resim hakkında ne düşünüyorsunuz: Herhangi bir taahhütte bulunmadan önce, karşınızdaki insanın huyunu suyunu iyice bilmek isteyenlerdensiniz. İnsanlar bunu seziyorlar. Bu da size olan davranışlarını etkiliyor. Bu kadar temkinli olmanın tek dezavantajı, başkalarının kurallarına göre yaşamak zorunda kalabilirsiniz.

3. Özür dilerim, saatiniz kaç: Dünyada yaşayanların yarısı için tamamen ‘normal’siniz ama diğer yarısı sizin biraz garip olduğunuzu düşünüyor! İlk yarattığınız izlenim, kendi dünyasında, kendi kurallarına göre yaşayan biri olduğunuz. Başkalarının ne düşündüğüne ya da ne hissettiğine fazla önem vermiyorsunuz.

4. Biliyor musunuz, ben de bir ressamım: Biriyle ilk kez karşılaştığınızda fazla hevesli davranıyorsunuz. Beğenilmek için gereksiz çaba sarf ediyorsunuz. Bu arada ne kadar çok uğraşırsanız, o kadar batıyorsunuz. Başkalarının hakkınızda neler düşündüğüne bu kadar takmayın. Eğer biraz rahatlar ve doğallaşırsanız sizi daha çok severler.

B A L İ N A İ Z L E M E K

Küçük bir balina izleme gemisinin güvertesindesiniz. Ve işte ordalar: Bir balina ailesi yakın bir yerde su yüzüne çıktı! Aşağıdakilerden hangisi bu aileyi en iyi tanımlar?

1. Devasa annesinin arkasından yüzen küçük bir bebek balina r

2. Annesinin karnına sokulan bir bebek balina r

3. Bebekleri ile yüzen anne ve baba balinalar r

4. Su püskürterek kendi başına yüzen bir bebek balina
r

ANAHTAR

Balina, Jung’un ‘Büyük Anne’ sembolüdür. Bu senaryoda balinaların arasındaki ilişki tanımınız sizin kendi annenizle olan ilişkinizin duygusal tanımıdır.

1. Devasa annesinin arkasından yüzen küçük bir bebek balina: Sizin için anne rolü inanılmaz derecede önemli. Bir yetişkin olmanıza karşın, davranışlarınız ve düşünceleriniz hálá annenizden etkileniyor. Anneniz sizi sonsuza kadar çocuk kalın diye büyütmedi. (Gizli) bir anne kuzusu olmaktan kurtulmaya çalışın.

2. Annesinin karnına sokulan bir bebek balina: Şefkat görmeye ve okşanmaya gereğinden fazla muhtaçsınız. İnsan sıcaklığını özlemek doğal. Ama siz buna başkalarından daha fazla ihtiyaç duyuyorsunuz. Erkekseniz ve şıkkı seçtiyseniz, partnerinizin sizi evlat edinmediğini bilmeniz gerekir.

3. Bebekleri ile yüzen anne ve baba balinalar: Anne ve babanızın rollerini eşit olarak takdir ediyorsunuz. Oysa baba, bu tür hayali resimlerde genellikle unutulan bir figürdür. Çocukken ev hayatınız büyük bir olasılıkla mutlu ve güvenliydi ve bunun neticesinde hayata bakışınız dengeli oldu.

4. Su püskürterek kendi başına yüzen bir bebek balina: Kişisel özgürlüğünüzü elde etmişsiniz. Ama bu kadar yalnız takılıyor olmanız, sizin hırslı, inatçı ve bencil olarak algılanmanıza sebep oluyor. Bu kadar bir başınıza olmamaya özen gösterin, yoksa çevrenizdeki herkese yabancılaşacaksınız.

Ayşe Arman


Kaynak:http://www.hurriyetim.com.tr