Salı, Aralık 18, 2007

ASLI GÜNGÖR-KALP KALBE KARSI

Prince Randian Sigarayı Yakar

1871-1932 yılları arasında yaşayan Prince Randian'ın bacakları ve kolları yoktu. Evli ve 4 çocuk babası olan Randian 1932 yılında gösterime giren ve uzun yıllar sansüre uğramış olan Freaks adlı filmde de kısa bir rol almıştı. Görüntülerini seyredebilirsiniz.

Cumartesi, Aralık 15, 2007

Salı, Aralık 11, 2007

Cuma, Aralık 07, 2007

Mascha Vang Soyunuyor



Masch Vang solaryuma girmek için soyunuyor. Dikkatlice izlemekte fayda var.

Perşembe, Aralık 06, 2007

Saffet Soykal 4



Kıbrıs da Kanal T'de program sunan Saffet Soykal isimli abimizin vukuatlarından biri.
Ayrıca Saffet abimizle yapılan röportaj da şu şekilde:

Saffet Abi halinden hem mennun hem yine şikayetçi. Rejinin duymadığı sesini Türkiye'nin duymuş olmasından mutlu. Ama ne kadar bağırsa da hala yayın akışına uyulmamasından şikayetçi:

"Hiç böyle sinirli değilim, neşeli bir insanım ama bazen kendimi tutamıyorum

Ama bir kere söylediğimde yapılsın isterim, bir daha bir daha bir daha söyleyemem..

Bir bekletilmekten hoşlanmıyorum, bir de yayın akışına uyulmamasından.

Rejide işler hiç düzelmedi. burası başı boş kalıyor.

Ayrılmayı çok düşündüm, ama Rauf Denktaş benden rica etti. 'Bunu yapabilen başka kimse yok, sen devam et' dedi.

750 milyon maaş alıyorum, benzin parama gidiyor. Arabamın yıpranması da bana kalıyor.

Türkiye'den teklif gelirse çalışırım.

Türkiye'de videolarım izlenmeye başlayınca şöhret oldum. Herkes beni arıyor, mailler atıyor, hiç görmediğim kadar ilgi görüyorum artık. Benim gibi açık sözlü konuşan yok."

Saffet Soykal 3




Kıbrıs da Kanal T'de program sunan Saffet Soykal isimli abimizin yeni internete gelen vukuatlarından biri.
Ayrıca Saffet abimizle yapılan röportaj da şu şekilde:

Saffet Abi halinden hem mennun hem yine şikayetçi. Rejinin duymadığı sesini Türkiye'nin duymuş olmasından mutlu. Ama ne kadar bağırsa da hala yayın akışına uyulmamasından şikayetçi:

"Hiç böyle sinirli değilim, neşeli bir insanım ama bazen kendimi tutamıyorum

Ama bir kere söylediğimde yapılsın isterim, bir daha bir daha bir daha söyleyemem..

Bir bekletilmekten hoşlanmıyorum, bir de yayın akışına uyulmamasından.

Rejide işler hiç düzelmedi. burası başı boş kalıyor.

Ayrılmayı çok düşündüm, ama Rauf Denktaş benden rica etti. 'Bunu yapabilen başka kimse yok, sen devam et' dedi.

750 milyon maaş alıyorum, benzin parama gidiyor. Arabamın yıpranması da bana kalıyor.

Türkiye'den teklif gelirse çalışırım.

Türkiye'de videolarım izlenmeye başlayınca şöhret oldum. Herkes beni arıyor, mailler atıyor, hiç görmediğim kadar ilgi görüyorum artık. Benim gibi açık sözlü konuşan yok."

Saffet Soykal 2




Kıbrıs da Kanal T'de program sunan Saffet Soykal isimli abimizin vukuatlarından biri.
Ayrıca Saffet abimizle yapılan röportaj da şu şekilde:

Saffet Abi halinden hem mennun hem yine şikayetçi. Rejinin duymadığı sesini Türkiye'nin duymuş olmasından mutlu. Ama ne kadar bağırsa da hala yayın akışına uyulmamasından şikayetçi:

"Hiç böyle sinirli değilim, neşeli bir insanım ama bazen kendimi tutamıyorum

Ama bir kere söylediğimde yapılsın isterim, bir daha bir daha bir daha söyleyemem..

Bir bekletilmekten hoşlanmıyorum, bir de yayın akışına uyulmamasından.

Rejide işler hiç düzelmedi. burası başı boş kalıyor.

Ayrılmayı çok düşündüm, ama Rauf Denktaş benden rica etti. 'Bunu yapabilen başka kimse yok, sen devam et' dedi.

750 milyon maaş alıyorum, benzin parama gidiyor. Arabamın yıpranması da bana kalıyor.

Türkiye'den teklif gelirse çalışırım.

Türkiye'de videolarım izlenmeye başlayınca şöhret oldum. Herkes beni arıyor, mailler atıyor, hiç görmediğim kadar ilgi görüyorum artık. Benim gibi açık sözlü konuşan yok."

Choice FM Reklam Filmi



Choice FM'in silahlanmayı teşvik edici reklam filmi.

Saffet Soykal Abimi Yayına Geç Aldılar




Kıbrıs da Kanal T'de program sunan Saffet Soykal isimli abimizin vukuatlarından biri.
Ayrıca Saffet abimizle yapılan röportaj da şu şekilde:

Saffet Abi halinden hem mennun hem yine şikayetçi. Rejinin duymadığı sesini Türkiye'nin duymuş olmasından mutlu. Ama ne kadar bağırsa da hala yayın akışına uyulmamasından şikayetçi:

"Hiç böyle sinirli değilim, neşeli bir insanım ama bazen kendimi tutamıyorum

Ama bir kere söylediğimde yapılsın isterim, bir daha bir daha bir daha söyleyemem..

Bir bekletilmekten hoşlanmıyorum, bir de yayın akışına uyulmamasından.

Rejide işler hiç düzelmedi. burası başı boş kalıyor.

Ayrılmayı çok düşündüm, ama Rauf Denktaş benden rica etti. 'Bunu yapabilen başka kimse yok, sen devam et' dedi.

750 milyon maaş alıyorum, benzin parama gidiyor. Arabamın yıpranması da bana kalıyor.

Türkiye'den teklif gelirse çalışırım.

Türkiye'de videolarım izlenmeye başlayınca şöhret oldum. Herkes beni arıyor, mailler atıyor, hiç görmediğim kadar ilgi görüyorum artık. Benim gibi açık sözlü konuşan yok."

Salı, Aralık 04, 2007

Türkçeye girmeye aday sözcükler

Çayyaş
Sabahtan akşama kadar çay içen bağımlı kimse.
Türkler kahveden çok çayı severler.

Dekılte
Görgüsüz, kıro erkeğin ipek gömleğinin önünü derin açarak sergilediği kıllı ve altın kolyeli göğsü. Nedense bazı kadınlar erkekte kıllı göğsü seksi bulurlar.

Hiç çamaşırı
Varlığı ile yokluğu belli olmayan kadın iç çamaşırı.

Duşünür
Duş alırken gelen ilhamla ülke sorunları, hayatın anlamı veya benzer derin konulara kafa yoran ve özgün fikirler üreten entelektüel ve temiz kimse.

Cinekolog
'Kızım, senin içine cin girmiş' diyerek kadınların oralarını buralarını elleyen, cinsel tacizde bulunan hoca, üfürükçü,

Kankamatik
Yolsuz kaldığınızda borç para aldığınız yakın arkadaş.

Efemdi
Davranışları ve sözleri kadınsı olacak kadar nazik, yumuşak ve ince erkek.

İçerdöver
Her akşam bir yerde içip, eve zil zurna sarhoş gelip karısını, çocuğunu döven hayırsız koca, kötü baba, zayıf karakter.

Sinirbaz
Nasıl olduğunu anlayamadığınız ve çözemediğiniz bir şekilde, sizi her defasında sinirlendirebilen özel kimse.

Hafızapping
Bir şeyi hatırlamaya çalışırken hafızanızda attığınız hızlı tur.

Lafıza kaybı
Söyleyeceğiniz sözü unutmanız.

Keldiven
Saçı olmayan erkeklerin, kafalarını soğuk hava, yağmur gibi dış etkilerden korumak için kullandıkları şapka, peruk gibi gereçler.

Markalemun
Saç şeklini ve rengini üzerindeki marka giysiye göre değiştiren, dış görünüşüne aşırı önem veren boş ve sığ insan.

Jeloğlan
Saçlarına bir kutu jöle sürmeden asla insan içine çıkmayan, görünüşüne fazlasıyla düşkün genç erkek. Derler ki uzun süreli jel kullananlar sonunda 'jeltoş' olurlarmış.

Tö be or not tö be…
Uzun yıllar yasadışı faaliyetlerle uğraşan kulağı kesik şahsın hapisten çıktıktan sonra, aynı pis işlere bulaşmakla sakin ve namuslu bir hayat yaşamak arasında yapması gereken zor seçim.

Keşportacı
Sokağa tezgâh açmış uyuşturucu satıcısı.

Shopşal Şenformasyon
İyi, müjdeli haber.

Tükürükçe
Konuşurken ağızlarından çok fazla tükürük saçan kişilerin ana lisanı.

Zırvana
Aptallığın en aşmış noktası. Zırvanın zirvesi ve nirvanası. Salaklığın ulaşılabilecek en üst seviyesi.

Tembesil
Çok zeki olmamasının dezavantajını çok çalışarak kapatacağına, bütün gün yan gelip yatan tembel ve akılsız öğrenci, kimse.

Tıntınager
13-19 yaşlarında boş ve cahil genç.

Notlakçı
Üniversitede derslere girmeyen, sınavlara başkalarının notlarından fotokopi çekerek hazırlanan beleşçi ve hayta öğrenci.

Kampusırık
İş hayatından korktuğu için bütün eğitimi boyunca kampüsün içinde saklanan, bu nedenle de şirketleri ve iş ortamını tanıma fırsatını kaçıran üniversite öğrencisi.

(Haber 7)

Pazar, Aralık 02, 2007

Düşme

Fesupanallah Şafak Sezer

Bıktım, musluğu açtım, tıpasını taktım...

Komik bir amatör klip:

bıktım muslugu açtım tıpasını taktım, baran'nın babası ıhh-tıss ahh-tıss atkımı sattım bitsede gitsek a cappella acapella musluk tıpa

Komik Dans

İşte dansa meraklı bir evladımız, yaptığı dans gösterisni web cam ile kaydetmiş. Sonunda kadar izleyin.

Ağrı Dağın Eteğinde Remix

Oldukça komik amatör bir klip.

Cumartesi, Aralık 01, 2007

Numaracı Bebek

Numaracı bebek, ağlama numarası yapıyor.

Cumartesi, Kasım 24, 2007

Fotograf Kabini 10

Fotograf Kabini 9

Fotograf Kabini 8

Fotograf Kabini 7

Fotograf Kabini 6

Fotograf Kabini 5

Fotograf Kabini 4

Fotograf Kabini 3

Fotograf Kabini 2

Potty Head

Fotograf Kabini 1

KOMİK GERÇEKTEN ÇOK KOMİK :))))))))))) FUTBOL GÖRÜNTÜLERİ

Spiders On Drugs

PARIS IN JAIL: The Music Video ( Paris Hilton Hapishanede Müzik Klibi )

Crazy Indian Music Video ( Çılgın Hintlilerden Enteresan Klip )

Indian Thriller

Cumartesi, Kasım 17, 2007

Nolur Evet De



Şarkının sözleri;

Hayki:aşkım..minik kraliçem seni çok seviyorum..!
Yas:bende..!
Hayki: benimle …benimle evlenirmisin ..?
Yas:hııı ne diyorsun lan sen..ohaaa..hayır olamaz asla ..!
Hayki: neden ..?
Yas: içip içip beni döversin
Hayki: yuhh kızım ben alkol kullanmamki döversemde adam değilim ..!
Yas: inanamamki, hayki..!
Hayki:yalancımıyım ben sanki ..?
Yas:lan sen kahveden çıkmazsın ..!
Hayki:okey tavla bilmem öğrenirsem senle oynarım..!
Yas: yok aman dur orda kalsın kumarda vardır şimdi sende ..!
Hayki: asLaaa korkma bebeim çokta param yokki zaten altı üstü derdim saadet ..!
Yas:olmaz aşkım biraz sabret ben bu yaşta biraz taze sayılırım ..!
Hayki: gelir bende kapının önüne anırırım ..!
Yas:hayvan! şarap içer pis kokarsın tipindende belli zaten sen bir piskopatsın..!
Hayki:tamam kabul var birazcık amaaa ellerinde uslanırım yapmam yarın seni istetirim anamla git konuş babanla ..!
Yas:amann başım belada delimisin sen oğlum öldürürler hem zaten özgürüm ben hiç birşeyden anlamam ki çamaşır bulaşık elim ayağıma bulaşır ..!
Hayki: korkma bebeğim elime her bir iş yakışır hem dikiş nakış da biliyorum sana birşey bırakmam ..!
Yas: ıyyy kuru fasulye pilavı yaptırıp yanımda soğanı kırim dersen elimin tersini yersin suratına yasık edersin ben mersin kızıyım bak, abi git başımdan yaa ..!
Hayki: ayyyh yeter ulan, evleneceksin benimle yarim kalmadı halim kalbim yanlız sana talip bana bağarıp durma çarparım azının ortasına ..!!!
Yas:ıhıııı şimdiden başladı yaa ..!
Hayki:ıhhh affet bebeğim kendimi kaybetim birden bire bendeki şiddet dilden gelir ama elden gelmez …!
Yas:hııı tabi tabi o zaman isteklerimi sayıyıorum…yatlar katlar beatler featler mikelar mixerler..!
Hayki: lann şimdi bu kız bide benden klip isterse ..!
Yas: isterim tabiki sersemmmm ..!
Hayki:o zaman çekelim dersem kabul edermisin ? söyle bana evet mi hayir mi evet mi hayır mi ??
Yas:ııhıı hayır ..!
Hayki:evet mi hayır mı ..?
Yas:hayırr dedimm ..!
Hayki:lütfenn ..!
Yas: hayırr ..!
Hayki:evet mi hayır mı ?
Yas:hayır ..!
Hayki:evet de nolur ..!
Yas:ıhııı hayır ..!
Hayki:Nolur evet deee
Yas:Hayır

--->Elde ettiğimiz son bilgilere göre Hayki ve Yas evlenmiş..Birlikte nice yıllara :) hayki & yas

Milletle evliliğimiz kısmet olmadı

Milletle evliliğimiz kısmet olmadı

Bölükbaşı, milletvekili adaylarının, başka partilere transferini önlemek için, seçim sırasında noterden taahhütnameler aldı. Ancak, milletvekili seçilen bazı kişiler, bir süre sonra Millet Partisi'nden istifa etti.
Sürekli ihanetlerle karşılaşan Bölükbaşı, 1973'te, "Erciyes Dağı kadar derdim var. Artık, gemi aslanı gibi lider olmak istemiyorum" diyerek siyaseti bıraktı...

'Anadolu Fırtınası' Osman Bölükbaşı, siyaset sahnesinde tam 27 yıl kasırga gibi esti. 9 Eylül 1973 günü ise, "Erciyes Dağı kadar derdim var." diyerek, hem Millet Partisi'nden, hem de milletvekilliğinden istifa etti. Bölükbaşı, aradan yıllar geçtikten sonra, anılar dağarcığını açtı, başladı anlatmaya:

* 1947 yılında Millet Partisi'ni kurarken, Mareşal Fevzi Çakmak'ın selâmı ile, Atatürk'ün eski silah arkadaşlarından Rauf Orbay'ı ziyarete gittim. Orbay'ı, partimize davet ediyorduk. Rauf Bey, ziyaretimin sebebini öğrenince, şunları söyledi: "Mareşal'in emrinde bir nefer olmak, benim için şereftir. Ama ben, bir defa siyasete girdim, namusumu güç kurtardım. Bir daha girmem."

* 1950'li yıllarda TBMM kürsüsünde konuşurken, Demokrat Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Balık, oturduğu yerden sürekli lâf atıyordu. Dayanamadım, ona şu cevabı verdim: "Oynama balık, yutarım seni."

* Adnan Bey'i (Menderes), gerekli zamanda uyarmayan, ona sadece kulluk eden milletvekilleri astırdı. Milletvekillerinin, liderlerin dostu olması, köle gibi hareket etmemesi gerekir.

'CKMP, Türkeş'le ordu karargâhına döndü'
* 1962 yılında CKMP'den istifa ettim. Daha sonra, eski gözağrımız Millet Partisi'ni yeniden kurduk. 1965 yılında, Sayın Alparslan Türkeş ve silah arkadaşlarının CKMP'ye girdiğini işittim. Bu durum karşısında, fikrimi soranlara şöyle söyledim: "Yahu, bizim eski parti, ordu karargâhına döndü. Çizme gıcırtısından, kılıç şakırtısından oraya girilmiyor."

* 12 Mart 1971 tarihinde, komutanlar muhtıra verdi. Sayın Demirel, Başbakanlık'tan istifa etti. Ardından, CHP Genel Sekreteri Sayın Bülent Ecevit de, "Bu hareket, bana karşı" diyerek, görevinden ayrıldı. CHP karıştı. Bu gelişmeler üzerine şu değerlendirmeyi yaptım: "Azrail Adalet Partisi'ne girdi ama, cenaze CHP'den çıktı."

* 9 Eylül 1973 günü siyasete veda ettim. Sebebini soranlara, şunları söyledim: "Yüzünde, göz izi yok sanarak, siyaset denilen Leylâya gönül verdim. Sonradan anladım ki; benden önce, kırkbin kişinin nikâhından geçmiş."

* 1975'te, Senato seçimleri sırasında, AP'den adaylık teklifi geldi. "İstersen partiye gir, istersen bağımsız aday ol." dediler. Kendilerine teşekkür ettim ve şu cevabı verdim: "Halkın, gönlünde bayrak gibi direğe çektiği insanlar, başkasının koltuğu altına giremez."

* Sayın Prof. Dr. Bedri Gürsoy, 1974'te Maliye Bakanı olmuştu. Kendisiyle Anadolu Kulübü'nde karşılaştık. Bana, ayaküstü, bir kamu kuruluşunda yönetim kurulu başkanlığı teklif etti. Hoca'ya teşekkür edip, şunları söyledim: "Bölükbaşı, hayat defterini, yönetim kurulu başkanı olarak kapatmaz."

Çoğu insan, siyaseti makam ve mevki için yapar. Benim, o işlerde hiç gözüm olmadı. Çünkü, imânım padişahtır. Ben de onun vez”riyim. Bundan büyük rütbe olur mu?

* 1977 yılı Aralık ayında, Adalet Partili 11 milletvekili, bakanlık uğruna CHP'ye geçti. Ardından, bir gensoru önergesi ile Demirel Hük�meti düşürüldü. Bu olaydan hemen sonra, Süleyman Bey'e "geçmiş olsun" ziyaretinde bulundum. Kendisine, şunları söyledim: "Süleyman Bey, üzülme. Benim bağrım, ihanetin Karacaahmet Mezarlığı'na döndü. Senin bağrındaki ise, daha köy mezarlığı."

* Elinden tutup, parlamentoya taşıdığım insanların ihaneti karşısında, hep şunları söylemişimdir: "Bunlar, benim manev” ölülerim. Bunları, bağrıma gömdüm."

* 12 Eylül 1980 İhtilâli öncesinde, devrin Başbakanı Süleyman Bey'i ziyaret ederek, kendisine şunları söyledim: "Süleyman Bey, görüyorum ki sel geliyor. Önünde durma, kenarında dur."

* 12 Eylül 1980 İhtilâli'nden sonra, gözetim altına alınan Başbakan ve AP Genel Başkanı Sayın Süleyman Demirel ile MHP Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş'in uğradıkları haksızlığa çok üzüldüm. O sıralar, dönemin Başbakanı Sayın Bülent Ulusu ile karşılaştığımızda, kendisine şunları söyledim: "Sayın Demirel ve Sayın Türkeş, benim dostlarımdır. Onların, devlet ve millet aleyhine bir tavırları olsa, ben selâm vermezdim. Asker” idarenin, bu iki değerli devlet adamını gözetim altına almasına bir mânâ veremiyorum."

* 12 Eylül sonrasında tutuklanan milliyetçi gençlerin hali de beni çok üzdü. Devleti korumakla mükellef olan kurumlar vazifelerini yapsaydı, milliyetçi gençlerin başı belâya girmezdi.

İsmet Paşa 'Mill” Şef' Türkeş 'Mill” Mağdur'
* MHP lideri merhum Türkeş, biliyorsunuz 12 Eylül İhtilâli'nden sonra, 5 yıla yakın cezaevinde tutuldu. Atatürk "Ebed” Şef", İsmet Paşa "Mill” Şef", Türkeş ise "Mill” Mağdur". Türkeş, çok haksız ithamlara mâruz kaldı. Özellikleri nedeniyle haksız yere suçlandı.

* 12 Eylül sonrası kurulan partiler için değerlendirme yapmamı istediler. Ben de şunları söyledim: "ANAP, bulunmuş eşya deposu gibi. Bilirsiniz, tramvaylarda, otobüslerde bulunan her çeşit eşya, bir ambarda depolanır. Bunların içinde, ayakkabılar, şapkalar, cüzdanlar ve aklınıza ne gelirse herşey vardır. Ayrıca bunların, birbiriyle bağdaşacak hiçbir yanı yoktur. Tesadüfen biraraya gelmişler, dağılacaklardır.

MDP (Milliyetçi Demokrasi Partisi) ise, bir deprem çadırı gibidir. Tehlikeli depremlerde, insanlar dışarıya çadır kurar ve tehlike geçinceye kadar bu çadırın altında kalırlar. Tehlike geçince, herkes evine döner. İşte MDP'nin âkıbeti de böyle olmuştur."

* Şimdi bir başka siyasi ile ilgili değerlendirmemi yapıyorum. årif olan anlar: Şeytan öldü, evliyâ oldu.

* Ses sanatçısı Behiye Hanım'la (Aksoy) ilgili hakkımda spekülasyonlar olmuştu. Son zamanlarda, yine ne düşündüğümü soruyorlar. Onlara cevabım şöyle oluyor:

Hasan Dağı çatal matal, Her yiğidin gönlünde Bir aslan yatar.

* "Tansu Çiller'i nasıl buluyorsunuz?" diyorlar. Ben de onlara şunu söylüyorum: "Ağam bir hâtun aldı, belâyı satın aldı."

* Sayın Erbakan, Refah-Yol Hükümeti'nin Başkanlığı sırasında kendisi hiç konuşmadı. Sahneye hep, yardımcılarını çıkardı. Memleket, çok sıkıntılı bir döneme girdi. Bunlar, geçmişten ders almadı. 27 Mayıs da, böyle gelmişti.

* Biliyorsunuz, ben bu milleti severim. Bilirim ki, bu millet de beni sever. İkimizin bu hali, birbirini sevip de, evlenemeyen oğlanla kızın kaderine benziyor.

***

Osman Bölükbaşı, siyaset sahnesinden rüzgâr gibi geçti. 1972 yılında MP Büyük Kongresi sırasında, "Artık enerjim tükendi. Gemi aslanı gibi lider olmak istemiyorum. Ama, beni peşinen ölüme mahk�m etmek istiyorsanız, yine genel başkan seçin." diyordu.

Bölükbaşı, bir büyük hayâlkırıklığı içindeydi. Kimin elinden tutmuşsa, onun ihanetiyle karşılaşmıştı. 1950'de, MP'den tek başına milletvekili oldu. 1954 ve 1957 seçimlerinde kendisiyle birlikte, parlamentoya yeni isimler taşıdı.

1961, 1965 ve 1969 seçimlerinde de Bölükbaşı'nın sayesinde parlamentoya giren milletvekilleri oldu. Ama, seçilenlerin çoğu, parti değiştiriyordu. MP lideri, bir tedbir olsun diye, 1969 seçimlerine giren adaylardan, istifa etmeyeceklerine dair noter taahhütnamesi alıyordu.

Bölükbaşı'ndan "Leylâ"ya elveda
Fakat, seçimlerden sonra bu taahhütnameler unutuldu. Bazı milletvekilleri, MP'yi terketti. Bölükbaşı da, o taahhütnameleri dosyalarından çıkarıp, kamuoyuna açıkladı. Bunun, hukuk” bir yaptırımı yoktu. Ancak, sözkonusu taahhütnameler karşısında, kamuoyu çok duyarlı olmuştu.

Tüm bu olaylar, Bölükbaşı'nı siyasetten soğutmuştu. Artık, "Leylâ'sı"na elveda demek istiyordu. 14 Ekim 1973'de yapılacak seçimleri dahi beklemeden, 9 Eylül 1973 günü hem partisinden, hem de milletvekilliğinden istifa etti.

Artık, "Anadolu Fırtınası" dinmişti. Koca Bölükbaşı, o gün bugün şunları mırıldanır:

Kulluk, g”ran (ağır) geldi dünyada kula,

Hürriyet aşkı ile düştük bir yola,

Sonunda leylâmız gitti bir pula,

Bize inkisârı (kırgınlık), hicrânı (keder) kaldı.

Bölükbaşı'ndan Veciz Sözler
Ben iki şeye şaşarım: Yedi devirde kavga ettim, beni nasıl yaşattılar; siyasete girdiğim gibi çıktım, bu nasıl oldu?

Ben, yüreğimde kılıç yarası taşıyorum. Öteki yaralar zaman içinde geçer ama, kılıç yarasını geçiremezsiniz.

Ömrümüz, hayretle geçti.

Demirel: Osman Bey yürekli insandır
9. CumhurbaŞkanI Süleyman Demirel, Bölükbaşı'nın en yakın dostlarından biridir. Demirel, siyasetin duayeni Bölükbaşı'na, çok özel ilgi gösterir. Kendisinin, bilhassa sağlık sorunlarıyla yıllardan beri meşgul olur. Demirel, yakın dostu Bölükbaşı'nı şöyle anlatıyor:

"Sayın Osman Bölükbaşı, Türk demokrasisinin fevkalâde renkli, fevkalâde parlak simalarından birisidir. Demokrat Parti'nin kuruluşunda bulundu. O günlerdeki şartlar, herşeyi açık konuşmaya müsait değildi. Türkiye, muhalefeti yeni görüyordu. Henüz, 'Konuşan Türkiye' olmaktan uzaktı.

En ufak eleştiri dah”, siyas” ve idar” kadroları rahatsız ediyordu. O günler, ülkenin çok zor günleri idi. Halk, uzun süren 'tek parti' idaresi ve savaştan çok sıkıntı ve ızdırap çekmişti.

Ülkede laik, demokratik cumhuriyetin ne anlama geldiği de tam anlaşılmış değildi. Henüz, 'nereye kadar' çizgileri de yoktu, belirlenmiş değildi.

Konuşmaya yeni başlayan Türkiye, yürekli insan istiyordu. Sayın Osman Bölükbaşı, onlardan birisidir. Öğrencilik yıllarımızda kendisini hayranlıkla, takdirle takip ettik. 50'li yıllarda O'nu kendi siyasi kuruluşunun başında, TBMM'de ve vatan sathında görüyoruz.

'Bölükbaşı, iktidarlara daima kök söktürdü'
SayIn Bölükbaşı, hitabetin, halk hitabetinin, siyas” hitabetin en güzel örneklerini vermiştir. Esprileri, halkın zihninde çok yer etti. Kendisi meydanlarda saatlerce konuşur, dinlenirdi. TBMM kürsüsünde, günün iktidarlarına her zaman kök söktürmüştür. Kendisine lâf atanlara, yüz misli ile mukabele eder. Gerek meydanlarda, gerekse Parlamento kürsüsünde yaptığı konuşmalar, rastgele değil, hazırlıklıdır.

1960'lı yıllarda kendisiyle siyas” beraberliğimiz oldu. 1965'in başında, günün Hük�metini istifaya beraberce mecbur ettik, beraberce koalisyon kurduk.

1965'ten sonra, biz iktidardık; Sayın Bölükbaşı ve partisi muhalefetti. II. Beş Yıllık Plânı, Meclis'e, Başbakan olarak takdim ettim ve savundum. Konuşmam, 7,5 saat sürdü. Sayın Bölükbaşı da, o gün Düzce'ye gitmiş. Benim kürsüye çıktığım saatte, kendisi de Düzce Meydanı'nda kurulan kürsüde konuşmaya başlamış. 4-5 saat sonra kürsüden sormuş: 'Demirel'in konuşması devam ediyor mu?'

Sayın Bölükbaşı, TBMM'deki konuşmamın devam ettiğini öğrenince, kendisi de konuşmasını sürdürmüş. Her saat başı, konuşmamın bitip bitmediğini soruyormuş.

Meclis kürsüsündeki konuşmamı 7,5 saatte tamamladım. Sayın Bölükbaşı ise, sözlerini 8. saatte bitirmiş. Böylece rekorumu kırmış.

Ülkede, karışık, yasaklı yıllar oldu, 80'li yıllar. Sayın Bölükbaşı ile bu dönemde çok yakın ve çok dost olduk. Çok şey bilir. Çok güzel söyler. Sohbetine, muhabbetine doyum olmaz. Kimseden lâfını esirgemez.

Müşterek dost ve arkadaşlarımız oldu. Bizi, Zincirbozan'da ziyarete geldi. Kendisi, siyasette sıkıntı çekti. Başkalarının başına gelen siyas” kazaları çok iyi takdir eder.

90'lı yıllarda bu dostluk devam etti. Çok kere biraraya geldik. Müşterek dostlarımızın hemen hepsi ebediyete intikâl etti. Merhum Çağlayangil, merhum Dr. Münif İslamoğlu ve merhum Dr. Kemal Satır, bunlar arasındadır.

"Anadolu Fırtınası unvânı çok yakışır"
Sayın Bölükbaşı, gerçekten halk adamı, halkın adamı ve çok aziz bir dost. Bir büyük siyasetçi, bir büyük vatanperver. Velhasıl, kendi şahsına münhasır, müstesna bir insandır. Kendisine sevgim ve saygım vardır. O'na, boşu boşuna 'Anadolu Fırtınası' denmemiştir. Kendisine çok yakışan bir unvandır, Anadolu Fırtınası...Rahatsızlığı esnasında kendisiyle çok meşgul oldum. Çok üzülüyorum. Allah şifa versin, diyorum."

Hulusi TURGUT

Cuma, Kasım 09, 2007

Yonca Evcimik - 8'15 Vapuru

Yonca Evcimik - Bandıra Bandıra Ye Beni

Yonca Evcimik - Abone

Tayfun - Hadi Yine İyisin



Tayfun'un çıkış şarkısı; hadi yine iyisin'in video klibi.

hadi iyisin, hadi iyisin
hadi hadi yine yine iyisin
her gencin başına mutlak gelirmiş
böyle güzel şeyler
şakayla karışık başlarmış böyle
böyle güzel şeyler

aşkın bu oyunu
(damba da dumba da)
hoş bir oyundur oysa

bazense ayrılık üzermiş yazık
yazık böyle şeyler
nazar mı göz mü inan sen acık
olursun saf bir aşık

anlarsın sonunda
(hanyayı konyayı)
ateş de bacayı sardı

hadi yine iyisin
iyisin iyisin
sen işini bilirsin
bilirsin bilirsin
deli dolu birisin
birisin birisin
her şeyinle her an sensin
muah** sevgilimsin

hadi yine iyisin
iyisin, iyisin
söyle bana kiminsin
in misin cin misin
deli çarpmış gibisin
in misin cin misin
reçeteni ister misin
muah* ister misin

her gencin başına mutlak gelirmiş
böyle güzel şeyler
şakayla karışık başlarmış böyle
böyle güzel şeyler
aşkın bu oyunu saç saça baş başa
ateş de bacayı sardı

Modern Talking - Brother Louie

Salı, Kasım 06, 2007

Pazartesi, Ekim 29, 2007

Nihat Genç Duygularımıza Tercüman Oluyor

Yaşasın Cumhuriyet


Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da
Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,
"ben kendimi bildim bileli bu böyledir"
Diyor muhtar:
29 Ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yatağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
"Yaşasın Cumhuriyet" diye
Bunun üzerine de ekran karardı

Korkarım bu, sade Gölköylülerin değil, umumuzun
Sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır Cumhuriyet!

Can Yücel

Cuma, Ekim 26, 2007

Burak AYDOS-Bize erkek adam derler

Zaman 1915, mekân İstanbul. Dönemin kabadayılarından babağitliği ile tanınan Mim Kenan ile hasımlarını pusuya düşürmesiyle ünlü Surlu Tefik arasında süregelen anlaşmalığa büyükler el koyar, racon kesilir. Haksızlığa uğradığını düşünen Mim Kenan, teamüle karşı gelerek kesilen racona boyun eğmez ve meydan okur.

*************

bize erkek adam derler, fesi yan takarız.
iskarpine basarız da kaytan bıyık burarız.
âlem bize dar gelir, cekete hiç sığmayız.
atarız omuzumuza ama namahreme bakmayız.

bize erkek adam derler, ağlamayız, gülmeyiz.
takarız belimize altı patlar kıyamet.
bir tane canımız var o da allaha (cc) emanet.

bize erkek adam derler, kula kulluk etmeyiz.
kelamı düzden eder, kıvıranı sevmeyiz.
el öptüysek hürmetten, etek, paça öpmeyiz.
sürülerden hazzetmeyiz, biz hep yalnız gezeriz.

bize erkek adam derler, eleniye gideriz.
birkaç kurşun yakarız da, boğma rakı içeriz.
nam salmışız istanbul'da, kusur olmaz saygıda.
biz de severiz amma aşka yer yok raconda.
bela ile sözlüyüz.
mapus ile nişanlı.
namımızla ile evliyiz.
yalnızlık yarimizdir....

Perşembe, Ekim 25, 2007

Çarşamba, Ekim 17, 2007

Cuma, Ekim 12, 2007

Bugün Bayram

Bayramınız Kutlu Olsun.

En İlginç Türk Gelenekleri


Türkiye Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Merkezi (TÜBİKAM) Başkanı Prof. Dr. Alemdar Yalçın’ın fikir babalığında, çoğu bilim adamı 50’ye yakın araştırmacı, Anadolu’yu karış karış gezerek hálá yaşayan Türk geleneklerini ölümsüzleştirmek için kamera arkasına geçti.

Edirne’den Iğdır’a, hatta Suriye ve Irak’ı da içine alan bir coğrafyada, henüz kentleşmenin olumsuz etkisine girmemiş 320 köyle bağlantı kuruldu. 25’inde tanık oldu, "doğan, evlenen ya da ölen" için yapılanlara. Bayramdan sonra ise Bulgaristan ve İran’daki renkler girecek fotoğrafa. Yapım ve yönetimini Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin üstlendiği "Anadolu’nun Renkleri: Doğum, Düğün, Ölüm" belgeseli en geç aralık ayında tamamlanacak. Yeni yılla birlikte önce uluslararası, ardından ulusal platformda görücüye çıkacak. Uluslararası belgesel film yarışmalarında Türkiye’yi temsil edecek; 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’nda Anadolu’yu tanıtacak. 13 bölüm olması planlanan belgesel, ulusal bir televizyon kanalında da Türk seyircisiyle buluşacak. Bu yazı dizisiyle de önce Hürriyet okuyucusuyla tanışacak.

Bilmediğimiz bir dünyaya gözümüzü açar, bilmediğimiz bir dünyayla birleşir, bilmediğimiz bir dünyaya göçeriz. Her doğumla çoğalır hayat, her düğünle bütünleşir; her ölüm yeni bir başlangıçtır kimi dönencelerde. Bu üç bilinmeyenli denklem, üç önemli eşiktir hayatta. "Bilinmeyen" korkusu birleştirince insanları, her eşik, eşin, dostun, akrabanın desteğiyle aşılmış bugüne kadar. Zamanla her eşik için farklı bir ritüel çıkmış ortaya.

ALLAR BAĞLAMAK

Eşiklerin "en sancılısıdır" doğum. Hem bebek için hem anne için "eşik"tir. Yeni durum, 9 ay anne karnında yaşayan bebeğin de, annenin de ezberini bozar. Bebek, farkında olmadığı yeni yaşamına baş aşağı tutulup ağlatılarak başlarken, anne, loğusa ve kırklı çocukları öldürdüğü varsayılan "Al Karısı"nın kötülüklerine uğramamak için kırmızılar bağlar.

GÖBEK ADI KOYMAK

İlk ritüel anne ile bebeği birbirine bağlayan göbek kordonunun kesilmesinde yaşanır. Orta Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere Anadolu’nun bazı yerlerinde, "Sesi az çıksın, kocasının karşısında çok konuşmasın" diye kısa kesilir kız bebeğin göbek kordonu. Bazı kültürlerde ise oğlanın göbeğinin kısa kesilmesi halinde sesinin kız gibi ince olacağına inanılır. Göbek kordonu kesilirken bir de "göbek adı" konulur bebeğe. Kişinin kabirde bu adıyla çağrılacağına inanıldığı için bu ad, çoğunlukla Kuran’dan seçilir. Ardından, sağ kulağına ezan okunur.

KORDON SAKLAMAK

Bebeğin karnı doymaya başlayınca, göbek bağının da düşeceğine inanılır. 4-7 gün arasında düşen göbek bağı itinayla bir yerde saklanır. Kimi, "Gezgin olmasın, dışarıya çok gitmesin" diye 1-2 sene beşiğine asılı tutar göbek bağını; kimi "Okusun, büyük adam olsun" diye okul bahçesine, kimisi de "Devlete hayrı dokunsun, devlet adamı olsun" diye devlet dairelerinin avlusuna gömer.

HAMİLE KADINLAR BUNLARA İNANIYOR

Araştırmacı-Yazar Gülsen Balıkçı, hamile kadınların, yapılması ya da kaçınılmasına inandığı davranışları derledi. Bunların bazıları şöyle:

Hamile kadın ayıya, maymuna, deveye bakmaz, çocuk çirkin olur.

Cenazeye gitmez, cesede bakmaz; yüzü renksiz olur.

Canı ne isterse onu yemelidir; yemezse çocuğun herhangi bir yerinde iz çıkar.

Sakız çiğnemez, çiğnerse çocuk çişli olur veya ağzı çok akar.

Kelle eti yemez, yerse çocuk sümüklü olur.

Hamile kadın ve kocası yılan öldürmez, öldürürse çocuk sakat olur.

Hamile kadın habersiz kimsenin bir şeyini alıp yemez, çocuk hırsız olur.

Hamile kadın diş çektirmez, çocuğu düşer; saç kestirmez, çocuğun ömrü kısa olur.

Ekşi yerse kız, tatlı yerse oğlan doğurur. "Ye ekşiyi doğur Ayşe’yi, ye tatlıyı doğur atlıyı" denir.

Kız doğuracağı zaman çirkinleşir, oğlan doğuracağı zaman güzelleşir. "Kız kendini, oğlan anayı süsler" derler.

Kadın doğuma giderken, doğum rahat olsun diye, evdeki tüm kilitler açılır. Doğacak çocuğa hazırlanan giysilerin düğmeleri de açık bırakılır.

Karnında çocuğu durmayan kadın; çocuk doğana kadar ve doğduktan sonra bir yaşına gelene kadar gece lambayı hiç söndürmez.

ÇOCUĞUN ÖMRÜ, YUMURTA SARISIYLA HESAPLANIR

Uşak’ta bebeğe kına yakılması, kutlamaya gelenlere yemek verilmesi ve helva kavrulması, başta Ege Bölgesi olmak üzere birçok yerde "hayatın üç rengi"nin ortak ritüeli olarak karşımıza çıkıyor. Uşak’ta bebeğin altı, sıcak toprakla (höllükle) bezleniyor ve keçe ile kundaklanıyor. Böylece bebeğin dışkısının "tok" olacağına inanılıyor. Tören mevlit okunarak "Uzun ömürlü olsun" dilekleriyle noktalanıyor.

İç Anadolu ve Karadeniz bölgesinin özelliklerini taşıyan Çorum’da doğan bebeğin ömrü ise yumurtanın sarısından anlaşılıyor. Bebeğin kırklanması sırasında beşiğinin altına yumurta kırılıyor. Bir gün boyunca beşik altında kalan yumurtanın sarısı, ertesi gün bakıldığında dağılmamışsa bebeğin "uzun ömürlü" olacağına inanılıyor.

Başta Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere Anadolu’nun birçok yerinde ise önce tuzla tanışıyor bebek. Kokmasını, gözlerinin çapaklanmasını, hasta olmasını engellemek için tuzlanıyor. Tuz "kırklama" suyunun içine de atılıyor. İlk yıkamada erkek bebeğin sabunla, kız bebeğin ise "Eti azgın olmasın" diye sabunsuz yıkandığı da söyleniyor.

Hürriyet

Kamyon Yazıları


A
Allah korusun
Akıllı ol evlat!
Alem bana ben sana hasta
Algıda seçiciysem günahım ne?
Alırsın Chevrolet, yuvarlanırsın şarampole
Alırsın ford,olursun lord.
Alırsın ford,olursun mord.
Alırsın Skoda, kalırsın yolda
Anılar da anlamsız
Ankete gerek yok eskiler daha iyi.
Askerin emaneti.
Aşıksan vur saza, şöförsen bas gaza.
Aşk çekenin, yol gidenin.
Aşkıma ihanet ettin, beni trafik polislerine ihbar ettin.
Aşkın bir sabun ise, köpürt beni pakize
Adrese gerek yok eskiler bizi tanır
Altımdaki BMW sakın üstüme gelme.
Arabada yalnız var!
Araman için illa hata mı yapmam gerekir?
Aramasın artık gözler, o şimdi asker..

B
Baba parası değil, 4 yıl lisans, 2 yıl master ve doktora teri
Baba yorgun sengeç.
Baba yorgun!!!
Baba yorgun, dalaşma.
Babalar ağır gider...
Babam sağ olsun.
Babam sağ olsun ama, arabayı ben aldım.
Hacı babam sağ olsun
Baktım araba kıyak, karı da kıyak, dedim ne ayak
Bas gaza, frene, debriyaja... Götür ver parayı vergiye, stopaja
Beatnik isen vur saza, Nihilist isen bas gaza"
Ben bi düşüneyim.
Ben bir kadini sevdim mi gözüm gibi bakar, ilah gibi taparım; ama ki bir yanlışını görmeyeyim bir bidon benzin döker çatır çatır yakarım.
Ben ihsan değil hilmiyim,
Ben yaşarken sen cildiracaksin
Beni bir tek sen anladın,sen de yanlış anladın orijinal hemşerim..
Beni sevme sevdiğimi bil yeter.
Benim için ağlama, gözlerinden olursun.
Bi daha sevmek için heves mi bıraktın!"
Bi kızların nazına, bi de ara gazına hastayım.
Bir kavanoz reçel bunlarda geçer
Bir sana, bir de sabah uykusuna hastayım.
Bizi kimse çekemedi halatlar koptu.
Bohemia ovası, entel yuvası
Bu acilar bizi yildirir mi sandin?
Bu dünyada herşey paraysa üstü kalsın.
Burma burma bıyıklarım, Tarkan seni ayıklarım.
Burnumdaki Piercing kadar yakınsın bana boğaziçili..
Büyüyünce TIR olucam.
Bir sen degil alem hasta

C
Ceylan gözlüm
Ceketi atarım asvalta yatarım

Ç
Çilemse çekerim, kaderimse gülerim.
Çılgınımsın!




D
Doğma bebek şöför olursun
Duanla mı yaşadım ki, bedduan ile öleceğim?
Dünyalar kadar sevmek buysa bırak kalsın
Dünyayla nişanlı, ölümle sözlüyüm
Düzde geçme beni, yokuşta mahçup ederim seni.
Dünya dikenli bir hayat sevenlerde mi kabahat.

E
Eğer bu yazıyı okuyabiliyorsan, çok yaklaşmışsın demektir.
Eğer kalbinde yer yoksa güzelim, farketmez ben ayaktada giderim.
Ela gözlümün nazına, hastayım fordun aragazına.
Entelim ama para bende
Esrarlı gözler
Esmerin nazına, ford'un aragazına...

F
Freud da sollardı.

G
Gazla uçabilirsin, ama frenle konamazsın!
Gidişime yollar, duruşuma kızlar hasta!
Gönlünde yer yoksa bana güzelim; farketmez ben ayakta da giderim.
Gözlerin güzel ama, bakmasını bilmiyorsun.

H
Hak edeni hayatıma hak etmeyenin hayatına sokarım.
Hatalıyım , sıkıyosa ara
Hatalıysam, aramızda kalsın.
Hatalıysam lütfen 212.78.34.212
Hatalıysam lütfen kamyoncu@masumdur.com
Hatalıysam plakamı yaz 2222 ye gönder
Hatalıysam yüzyüze görüşelim)
Hataylıysan lütfen ara
Hayatımı yazsam, duble yol olur.
Herkes sevdiği kızı alsın
Hostes aranıyor

İ
İstanbul Ankara 4 saat, sana sevgim 24 saat
İstedim vermediler, sen şoförsün dediler...
İyi mazot selülit yapmaz

K
Kamyon çeker 10 ton - 20 ton, gönlüm çeker Paris Hilton.
Kamyoncu dediler kiz vermediler.
Karayollarında değil, senin kollarında öleyim.
Kısmetse dönerim
Kız dediğin taktın mı kola yakışmalı, çaktınmı duvara yapışmalı!
Kızın gülüşüne, kışın güneşine aldanma
Klibimde oynar mısın?
Kolla beni şerit değiştiriyorum
Korkuyorsun, garanticisin!
Kurbanda koç, asfaltta doç.( doç yazılmış, dodge da değil)
Kuzu kurdun yollar ford'un!!
Küresel ısınmaya karşı su tankerlerine geçiş üstünlüğü verilsin
Küskün kral yollarda
Kuleyle kavgalı çilekeş pilot!
Kuzu kurdun yollar clio'nun!!

M
Maşallah de * !!!
Mavişim
Mazda huzur namazda
Mecburum geçmeye..
Menfaat yolunda edinilen dostluk, çile yokuşunda son bulurmuş.
Miras değil alın teri
Mezuniyeti en az university.

N
Nazar etme ne olur, çalış senin de olur.
Nazlı yarin cilvesi, diş yapar Ford'un 2. Vitesi
Ne Müslüm’den ne de Orhan’dan, sevdiğim tek parça ’Yedek parça’

O
O şimdi asker.
Opel Corsa, Toyota Corona
Otoban'da sessiz bir hayat, seni sevende kabahat.
Ovaya saldım koçu, sevdim aldım dodge'u.

Ö
trabzonun lazına transporter in ara gazına hastyım
Önünü görmeden sollama, evine aci haber yollama...
Öyle birini sev ki, sen ölünce o hiç yasamasın.

P
Para bende bundan sonra kıro olucam

R
Radar mahkumu
Radyatör kapağını içindeki su sıcakken açmayın!
Rahmetlide sollardı
Rampada geçme beni düzlükte düzerim seni
Rampada yavaş, düzlükte savaş.
Rampaların ustasıyım Rambrant'ın hastasıyım.
Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım.

S
Sana taptığım kadar paraya tapsaydım milyarder, Allaha tapsaydım peygamber olurdum.
Selvi boylum al yazmalım
Sen gökyüzünde doğan güneş, ben yollarda çilekeş.
Sen sus, birikimin konuşsun Tinselgül.
Sevene can feda, sevmeyene elvada.
Star 2006
Star yarabbi
Sarı kızın nazı ford'un ara gazı !!
Sen kalbimde batan güneş, ben yollarda çilekeş.
Sollama beni,sollarım seni

Ş
Şoför dediler, kızı vermediler
Şoförün bahtı kara muavinin gönlü yara.
Vatan için gidiyorum senin için döneceğim.
Sensizlik mi? ASLA!

T
Tek rakibim THY.

U
Uzaktan severim, ruhun bile duymaz.
Uzun ince kıvrım kıvrım yollar bazen deler geçer yüreğimi, sitem ederim yollara, sevmesini bilen yüreğimi boş koydunuz diye.
UŞAK'lıysan vur saza, şöförsen bas gaza.

V
Vur kalbime hançeri, yüreğim parçalansın; fazla derine inme, çünkü orda sen varsin.

Y
Yaklaşma toz olursun, geçme pişman olursun!
Yetişemezsen el salla.
Yollar gidişime, kızlar duruşuma hasta.
Yolların kurdu babanın fordu
Yürü be koçum kim tutar seni?
Yolda hızlıyım aşkta yavaş, Çorumluyum arkadaş...

Perşembe, Ekim 11, 2007

Pazartesi, Ekim 08, 2007

Cumartesi, Eylül 22, 2007

80'lerin Sonunda Çocuk Olmak (Yazı)

Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız

LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...

SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV

Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa

Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa

Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)

Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız

Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız

Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız

Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)

Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa

Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa

Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse

Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa

Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız

Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa

Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)

Clementine sizde derin izler bırakmışsa

Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız

Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız

Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa

"bandıra bandıra ye beni" şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa

Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız

Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız

Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız

Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız

Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa

Pazar geceleri yıkanma günüyse

Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız

Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa

Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,

Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız,

MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)

ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.

Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,

Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz

Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.

Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon,
Topitop, Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa

Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa

Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız

Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız

"Hey Corç versene borç" deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız

Macarena dansını yapabiliyorsanız

TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa

Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız

İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz

Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.

Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.

Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız

Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız

Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.

Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa

"Nereye çufçufluyoruz"un kimin dediğini biliyorsanız.

Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz

Fame City cennetle eşdeğerse

En sevdiğiniz sayı altıysa

Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız

Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse

Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.

Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız

Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz

annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları,
gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız

Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız

Paylaşımcı Maymunlar (video)

Füsun Önal - Senden Baska

David Blaine Street Magic: YouTube Versiyonu (video)

Derbi - Kısa Film (video)

Aşk Eşşoğuleşşeği - Kaygısızlar (video)

Terminatör 2'nin Silinen Sahnelerinden (video)

Evlerinin Önü Boyalı Direk (video)

Sadece dinleyin...





Bu da Muhsin Bey filminden, Uğur Yücel söylüyor:

Sadece dinleyin...

Cuma, Eylül 14, 2007

Neden? (Yazı)


  • Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız?

  • Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?

  • Neden insanlar birbirlerine sarılınca saga-sola sallanırlar?

  • Neden ögrenciler ilköğretimin beşinci sınıfına kadar öğretmene "öğretmenim" diye seslenirken altıncı sınıfta bir anda "hocam" diye seslenmeye başlarlar?

  • Neden sınavlarda "4 yanlış bir doğruyu götürür" şeklinde bir uygulama ile öğrenciler cezalandırılırlar da "4 doğru bil, bir doğru da bizden" şeklinde bir kampanya başlatılıp, zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

  • Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir?

  • Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücem" yazar ve ne zaman gittiğini nasıl anlarız?

  • Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanların izlediğini sanırlar?
    Örn: "Şu anda 70 milyon bizi izliyor..."

  • Neden bazı kızlarımız şirin bir hayvancağız gördüklerinde "inanmıyoruuuum!" derler, inanılmayacak olan nedir?

  • Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?

  • Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde "en kısa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur?

  • Bir programı kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp bir bilgisayar programı satın aldıktan sonra "kabul etmiyorum" seçeneğini işaretleyen bir takım saf kişiler mevcut mudur?

  • Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep "ti"dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç "ti" diye ses çıkaran boru görmüşler midir?

  • Neden futbol takımı olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü Ajax "Ajaks" diye okunur?

  • Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazılır? Hipokrat yemininde "arabamı temiz kullanacağım" şeklinde bir madde de mi vardır?
  • Perşembe, Ağustos 23, 2007

    Sunucu Kendini Eleştiren Sms'e Harika Yanıt Veriyor

    Fox Sabah Haberlerinde sunuculuk yapan İrfan Değirmenci kendini eleştiren SMS'i canlı yayında okuyup, soğukkanlı bir şekilde yanıt veriyor.

    Cumartesi, Ağustos 18, 2007

    Tekne Kazıntısı - Cevat Çapan (şiir)


    Babam iki tek atınca
    Hadi seni karpuzlara götüreyim, derdi
    (Karpuzlar Gebze'de oturan kızlardı)
    Annem kızarır, kızar
    Bey çocuk daha küçük, der
    Mutfağa gider ağlardı
    Babam karpuzdan anlardı ! ...

    Cevat Çapan

    Perşembe, Ağustos 09, 2007

    2 Şey (Yazı)


    İki şey insani "nitelikli insan" yapar:

    1- İradeye hakim olmak
    2- Uyumlu olmak


    İki şey "ekstra değer" katar:

    1- Hitabet ve diksiyon eği timi almak
    2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek


    İki şey geri bırakır:

    1- Kararsızlık
    2- Cesaretsizlik


    İki şey kaşif yapar:

    1- Nitelikli çevre
    2- Biraz delilik


    İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:

    1- Baskın yeteneği bulmak
    2- Cidden sevdiğin işi yapmak


    İki şey başarının sırrıdır:

    1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
    2- Kendini güncellemek


    İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:

    1- Niyetin saf olması
    2- Ruhsal farkındalık


    İki şey milyonlarca insandan ayırır:

    1- Sorunun değil çözümün parçası olmak
    2- Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.


    İki şey gelişmeyi engeller:

    1- Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)
    2- Felakete odaklanmış olmak


    İki şey çözüm getirir:

    1- Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha degil!)
    2- Sükut (susmak)


    İki şey "kalitesiz insan"ın özelliğidir:

    1- Şikayetçilik
    2- Dedikodu


    İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:

    1- Bakış açısını değiştirmek
    2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek (empati)


    İki şey yanlış yapmanı engeller:

    1- Şahis ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
    2- Hak yememek


    İki şey kişiyi gözden düşürür:

    1- Demagoji (laf kalabalığı)
    2- Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez göstermek)

    Cumartesi, Temmuz 14, 2007

    Yaşar Usta - Münir Özkul (video)



    Bizim Aile adlı Türk filminde Münir Özkul'un Yaşar Usta rolüyle akıllarda yer etmiş sözleri:

    yaşar usta-saim beyi görecektim.
    sekreter-randevunuz var mi?
    yaşar usta-yok.ama yaşar usta derseniz beni kabul eder.çok önemli.
    sekreter-hiç sanmıyorum ama bir sorayım.(telefonda) saim bey, yaşar usta diye biri sizinle görüşmek istiyor.peki efendim.(yaşar usta'ya) sizi bekliyorlar, buyrun.
    (içeri girer)
    saim bey-söyle ne istiyorsun?
    yaşar usta-bak beyim, sana iki çift lafım var.koskoca adamsın.paran var, pulun var, herşeyin var.binlerce kişi çalışıyor emrinde.yakışır mı sana ekmekle oynamak.yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak.ama nasıl yakışmaz.sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saaddeti çok gören.anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor.ama ben boşuna konuşuyorum.sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.hıh.sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim bey.sen mi büyüksün.hayır ben büyüğüm, ben, yaşar usta.sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç.gözümde pul kadar bile değerin yok.ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiç birşey yapamayacaksın.yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız.bizler birbirimizi seviyoruz.biz bir aileyiz.biz güzel bir aileyiz.bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun.dokunma artık aileme.dokunma çocuklarıma.dokunma oğluma.dokunma gelinime.eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemis olan ben, yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni.anlıyor musun.vururum ve dönüp arkama bakmam bile.(çıkar)

    Ofsayt Osman- Sadri Alışık (video)



    Sadri Alışık'ın oynamış olduğu Ofsayt Osman adlı filmin son sahne.


    karşı tarafın avukatı: kendisine ait olmayan bir parayı, sırf şahsına menfaat sağlamak üzere, kıymetli evrak satımına karşılık göstermiş, piayasaya karşılıksız binlerce hisse senedinin sürülmesine yol açmış ve birçok masum vatandaşın tasarruflarıyla oynamış, dolandırılmasına vesile olmuştur. ayrıca kendisine bu parayı emanet eden 2 şahsın iyi niyetlerini suistimal ederek...
    (kadir savun ve aziz basmacı salonda oturmaktadır)
    kadir savun: ben davacı değilim.
    aziz basmacı: ben davacıyım!
    kadir savun: otur beee...!!!
    hakim: beyleeerr.. ikinizi de atarım dışarı.. (avukata bakarak) devam edin...
    avukat: evet.. emniyetlerini suistimal ederek, ağır suçlarına bir yenisini daha ilave etmiştir. bu bakımdan kendisinin türk ceza kanunun 148. maddesi ve..
    (ofsayt osman birden ayağa kalkar..)
    ofsayt osman: abi be... hakim bey abi.
    hakim: sus bakiim sen!
    ofsayt osman: kurbanın olayım be hakim bey abi.. bu benim hani parayı çalma davası var ya.. o tamam ama o söylediği, yaptığımı söylediği şeyler var ya... ya ekmek, kur'an çarpsın ki ben hiçbirini anlamadım be.. ne yapmışım ben?
    avukat: rezaletin ve edepsizliğin bu kadarı da fazla.
    ofsayt osman: ben öylece yüzlerce adam dolandırmadım bey abi.. yani ufak kız kurtulsun diye biraz para çektim o kadar. diğerleri ne oluyor ya?
    hakim: imzaladığın kontratı inkar mı edeceksin?
    ofsayt osman: ne kontratı bey baba.. (hıpppp..).. afedersin hakim bey abi.
    hakim: oğlum bak. hulusi bey'e ait bir madenin işletilmesi için kontrat. imza da senin.
    ofsayt osman: yaa ben böyle bir kontrat imzalamadım bee...
    (zorla imzasını alan eleman ayağa fırlar:) sayın hakim bey. yoksa imzasını inkar mı edecek?
    ofsayt osman: aaa ben.. şey.. bu benim yazım be...
    hakim: iyi ya işte. karşılıksız, teminatsız, garantisiz şekilde piyasaya hisse senedi sürmüşsün. hem hulusi bey'i hem de bu hisse senetlerini alan vatandaşları dolandırmışsın.
    ofsayt osman: vallahi yapmadım ya.. ben, ben sadece bu kıza...
    hakim: kimdi o kız?
    ofsayt osman: şey... küçük, hasta. hasta be hakim bey.
    hakim: biliyoruz. onu biliyoruz.
    ofsayt osman: doktorlar yani hepsi ölecek diye rapor vermişler. hani yalnız, sadece o amerika davası var ya.. oraya giderse büyük doktorlar varmış. kurtulurmuş.
    hakim: eee...
    ofsayt osman: eee'si yani sübyan bee..bacak kadar çocuk. yaşasın dedik, kötü mü ettik? gitti işte.
    hakim: oğlum, para senin olsa yaptığın hareket için çok asil bir hareket derdim ama...
    kadir savun: ben helal ettim.
    aziz basmacı: ben etmedim!
    kadir savun: otur beee...!!!
    hakim: beyleeerr.. atarım dışarıya.. (ofsayt osman'a bakarak:) sana gelince... yaptığın hareket düpedüz suçtur.
    ofsayt osman: öğretmek gibi olmasın ama değildir hakim bey.
    hakim: neee?
    ofsayt osman: asıl suç o kirli davalar. yani bir bahis davasına milyonları trakk atıp da ortalıkta hastalıktan kırılan bir çocuğu görmemektir. yani siz daha iyisini bilirsiniz ama asıl suç odur yani.
    hakim: şimdi o başka ama... senin yaptığın..
    ofsayt osman: benim yaptığımdan ne olacak hakim bey? bizim adımız üstümüzde... garip bir ofsaytım ben.
    hakim: (şaşkın bakışlarla) hııı.. neee?
    ofsayt osman: ofsayt yani. hiç gol olmamış adam. öylesine ofsayt. işte o benim. adaletine kurban olduğum allah'ım. bir gün bile güldürmedi yüzümü. ne yaptımsa neye elimi attımsa ters çıktı. sonra, sonra bir gün bu adamlar çıktı karşıma. trakk bastırdılar milyonu. tamam mı?
    kadir savun: tamam tamam.
    aziz basmacı: tamam ama çaldı!
    kadir savun: otur beee...!!!
    hakim: şimdi atarım dışarı.. (ofsayt osman'a bakarak) devam..
    ofsayt osman: (mahkemede arkada oturanları göstererek) sonra şunlar, na şunlar bütün serseriler ne kadar varsa aldılar etrafımı ulan dediler yani toz kondurursan namusumuza ölmüş bil kendini.
    (arkadaki serserilerden biri, yani vahi öz:) mahvetti bizi hakim bey.
    hakim: oturun hepinizi atarım dışarı.
    (arkadaki serserilerden biri, yani vahi öz:) boynumuz kıldan incedir hakim bey.
    ofsayt osman: milyonu cebime koydum, koymadım karşıma bir kız çıktı. sarayburnunda kendini denize atıyordu. ben zor yakaladım. nedir derdin dedim. kardeşi hastaymış, tedavi de ettiremiyormuş, ellerimde ölecek dedi.
    hakim: kimdi o kız?
    kız: ben
    ofsayt osman: sonra etrafımı bir takım dolandırıcılar aldı. naa en başta bu dolandırıcı.
    (zorla imzasını alan eleman ayağa fırlar:) hakim bey...
    ofsayt osman: kim yer o bayat numaraları be.. evine davet etti inek (elini ağzına götürerek) -afedersiniz-. daha merhaba demeden karısı dolandı boynuma, oturttular beni sonra kumara, mahsustan kaybettiler yani ileride parayı böyle kökten götürmek için anladın mı? ben yer miyim be?
    hakim: ne yaptın kazandığın parayı?
    ofsayt osman: doğru küçüğe götürdümhakim bey abi.
    kız: o parayı bulamasaydım o gece ilaç alabilmek için kendimi satacaktım.
    hakim: peki kızım otur.
    ofsayt osman: bir müddet oyalandır yavruvak. o arada ne kadar büyük baş hayvan varsa (eliniz ağzına götürerek) -afedersiniz- yani böyle büyük şirket sahibi varsa toplandılar etrafıma yağdırdılar parayı böyle. yaldızlar, daha neler neler. ama ben hepsine verdim fasoyusöylesene abi be...
    (nubar terziyanayağa kalkar) evet efendim. söyledikleri doğrudur efendim.
    hakim: ya hisse senetleri? sahte senetler?
    ofsayt osman: bilmiyorum hakim bey. vallahi billahi bilmiyorum.
    (zorla imzasını alan eleman ayağa fırlar:) yalan. kontratı yanımda imzaladı.
    ofsayt osman: aaa. ben mi?
    (zorla imzasını alan eleman:) şahitlerim var efendim...
    ofsayt osman: ben... ya ben...
    (zorla imzasını alan elemanın karısı:) yalan.
    hakim: yalan olan ne?
    (zorla imzasını alan elemanın karısı:) kontratı kendisini sarhoş edip bizzat ben imzalattım.
    hakim: ne demek istiyorsun?
    (zorla imzasını alan elemanın karısı:) daha doğru dürüst okuması yazması bile yok. kendisinden hatıra bir resim istedim, yanında yoktu. bari bir imzanı at dedim. kağıdı büküp boş yere imzasını attırdım. sarhoşluktan gözünün önünü göremiyordu. kabahat benimdir.
    ofsayt osman: hey allahım... ne haber??..
    hakim: ama ne de olsa...
    ofsayt osman: yani öğretmek gibi olmasın ama kimsenin on parasına dokunmadım. kimsenin emniyetine yani böyle bir halel getirmedim. ama o küçük kız.. ya iki güne kadar gitmezse ölecek dediler hakim bey. böyle bir şey... hani saksıda çiçek gibi. şu kadarcık. sen olsan ne yapardın hakim bey?
    kadir savun: yaşşşa be...
    ofsayt osman: sağol abi. bir sen anladın beni bee.
    ofsayt osman: (mahkemede arkada oturanlara dönerek) ya siz... herkes ayak uçlarına bakar utancından) (hakime dönerek) ölecekmiş. ölmesin dedim!.. bir can kurtulsun dedim. bütün hayatımda ofsayt dediler; bir işe yaramaz, sümsük dediler. varsın yine desinler dedim. hayatımda bir defacık bir kız sevdim, onu da kaybedeyim dedim. hayatımda bir kerecik bir şey kazanacak oldum onu da kaybedeyim dedim. tek, bir can kurtulsun dedim. çocuğu kurtaracak kadarını aldım. üst tarafına el sürmedim. fena mı oldu? (mahkemede arkada oturanlara dönerek) sizler, hepiniz...hepiniz, hepiniz hakem olun abiler... yaa bu maç bee.. tıpkı bir maç. ama böyle hayat sahasında oynanıyor. oyuncuları bizleriz. topumuz da namusumuz, vicdanımız, insanlığımız. ben, ben osman. ofsayt osman. söyleyin be... allah rızası için söyleyin. gene mi atamadım golü ha? bu da mı gol değil be? gol mü?
    mahkemeden bir kadın: gol!
    ofsayt osman: bu da mı gol değil be!!!
    aziz basmacı: gol yavrum gol.
    ofsayt osman: bu da mı gol değil!!! adaletine, insanlığına kurban olayım hakim bey.. bu da mı gol değil!!
    hakim: (dosyayı kapatır ve sol elini havaya kaldırıp dosyanın üzerine indirir) golll!

    Deli Kadir Ulen (video)



    Kadir İnanır'ın hafızalara kazınan cümlesi.

    Döverim Seni -Cüneyt Arkın (video)



    Cüneyt Arkın bardaki gençlere sert çıkıyor.

    Kara Delik - Stevie Starr (video)



    Stevie Starr adında bir şovmen, masanın üzerinde görülen heşeyi yutup, geri çıkarıyor. Yuttukları arasında bir bilardo topu, çivi ... var.

    Cuma, Temmuz 13, 2007

    Müslüm Gürses Coca Cola Reklamı - Bııırrrr (video)






    Müslüm Gürses'in yer aldığı Coca-Cola'nın son reklam filmi. Aşağıdaki video da ise, Pamela, Işın Karaca, Koray Candemir ve Nuri Alço yer almakta.

    Pazar, Temmuz 08, 2007

    Bebekle Stop Motion Animasyon (video)



    Lazımlığın içindeki bebekle yapılan bir Stop Motion film.

    Tavuk Polisler (video)



    Birbirleriyle kavga eden tavşanları iki tavuk ayırıyor, bir de üstüne üstlük tavşanların üzerlerine yürüyorlar.

    Patrona Yapılan Eşek Şakası (video)




    Biraz kilolu patrona yapılan bir koltuk şakası. Ne patronun ne de elemanın yerinde olmak istemezdim doğrusu.

    Ata Demirer Avrupa Turnesinden Ses Kayıtları (Ses)

    1



    2



    3



    4



    5



    6



    7



    8

    Kokoloji Yeni (Yazı)


    Tek şart aklınıza gelen ilk cevabı düşünmeden vermeniz gerekecek.

    Sorular şurada:


    SAVAŞ

    Düşünün ki siz bie Krallıkta yaşıyorsunuz ve bu Krallığınızın hazine si çalınıyor ve siz gööreve gidiceksiniz savaşa yani bu hazine yi kurtarcaksınız;

    1)Savaşa gitmeden önce ne hissederdiniz?

    Savaşa giderkende yanınıza (kız ya da erkek farketmez) bir yandaş verilcek

    2)Savaşa çıkmadan önce bu arkadaşınız siize ne der mesela?
    3)Savaşa giderken siize özel bi kılıç yapılcak bu kılıcın şeklini biçimini nsl kesttini uzunluğunu ve aklınıza gelen herşeyi anlatın kılıç hakkında.
    4)Peki savaş ta kaç kişi ölldürürsünüz.
    Evet sonunda hazineye ulaştınız ve arkadaşınız gitti hazine yi açtı ve içindde mücevherler altınlar VB. birsürü değerli, eşya.
    5)Arkadaşınız hazineyi açtıktan sonra siize bakışı nasıl olur size bişey söölemiyor sadece bakışını anlatın?

    ****************

    PSİKOLOJİ

    Arzulardan kaçış yoktur. Çocukluğumuzdan başlayarak endişe duyar dururuz.
    Zor zamanlarınızda başkalarının sözleri ile nasıl rahatladığınızı düsünün.
    Birine destek olmak isteseniz hangi meslegi seçerdiniz.

    1-Kendi muayenehanesi olan psikoterapistsiniz.Terapilerinizi nasıl bir odada yaparsınız, odayı detaylı düşünün.

    2-Günün ilk hastası geldi. Sizinle nasıl bir sorun üzerinde konuşmak istiyor ve siz ona nasıl yardımcı oluyorsunuz.

    3-Hastanın karşısında oturuyor ve ona tavsiyelerde bulunuyorsunuz. Hastadan nasıl bir tepki alırsınız.

    4-Çalışma saatiniz sona erdi. Ama işleriniz tam olarak bitmedi. O anda odanıza birisi dalıyor, bu gelen kim olabilir. Tanıdık birinin adını verin.


    ****************

    ÇÖL

    1- Hiç sonu yokmuş gibi görünen ıssız ve geniş bir çölde deveye binmiş gidiyorsunuz. Yorgunluktan bitap düşene kadar deveyi sürdünüz. Sizi taşıyan deveye hangi sözleri söylersiniz?
    2- Tam susuzluktan öleceğinizi düşünürken önünüzde çok güzel bir vaha göründü. Ama birisi sizden önce oraya varmış. Bu diğer yolcu kimdir tanıdığınız birinin adını verin.
    3- Çölde zaman çok yavaş geçiyor ve uzaktan bir kasabanın ışıkları görünene kadar sanki asırlar geçti. Nihayet varacağınız yere geldiniz. Yolculuğunuzun sonuna geldiğinizde neler hissediyorsunuz?
    4- Uzun zamandır üzerinde ilerlediğiniz deveyle ayrılma zamanı geldi. Deveden inerken yeni bir sürücü geliyor ve sizin kalktığınız eğere oturuyor. Yeni binici kimdir. Hayatınızdaki bir başka kişiyi seçiniz.



    ****************

    ÇÖP


    Sokakta bambaşka şeyler düşünerek yürürken bir çöp
    tenekesine çarpıp devirdiniz. Kapağın altından yola
    neler döküldü.

    A. Hiçbir şey, teneke boştu.

    B. Bir yığın torbalanmamış çöp yola saçıldı.

    C. Elma koçanları, tavuk kemikleri ve başka yemek
    artıkları.

    D. Gayet güzel baglanmış siyah bir çöp torbası.





    ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

    CEVAPLAR:

    ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo


    SAVAŞ

    1-Savaşa gitmeden önce hissettikleriniz sizin bir işe başlamadan önce hissetiklerinizdir.
    2-Arkadaşınızın size söyledikleri ise; siz bir işe kalkışacaksınız ve bunda tereddüt ediyorsunuz ama bir arkadaşınız size gelip söylediği sözler size cesaret verebilir.
    3-Yaptırdığınız kılıç ise sizin karakterinizi tanımlıyor..(inanmazsanız dikkatle düşünün)
    4-Savaşta öldürdüğünüz kişiler ise sizin sinirli bir anınızda yapıcağınız zararı yani verdiğinğiz rakama gööre size fazla yaklaşmasınlar
    5-Arkadaşınzıın size bakışı ise sizin karşı cinsten birinin size bakışı o şekilde olursa ondan etkilendiğiniz bakış.


    ----------------

    PSİKOLOJİ

    1-Nolu soruya verdiğiniz cevap;
    Nasıl bir oda hayal ettiyseniz, kendinizi nerde olmak istediğinizi
    söylediniz. Zihniniz nerde olmak istediğinizi söylüyor.

    2-Nolu soruya verdiğiniz cevap ;
    içinizdeki endişenin kaynağıdır. söylediğiniz problem sizin kendi içinizdeki probleminiz. Kolay gelsin.

    3-nolu soruya verdiğiniz cevap;
    Hastanın tavsiyenize verdiği tepki de, Sizin, size verilen tavsiyelere verdiğiniz tepkiyi yansıtmakta.

    4-Soruya verdiğiniz cevap:
    Çalışma saatiniz bitiminde gelen kişi, hayatınızda huzursuzluk yaratn biriydi.
    endişe duyduğunuz biri. Tabi içsel sesinize göre. Ama bu o kişiyi, illaki bir huzursuzluk kaynağı ya da kaçılacak biri yapmıyor. Başkalarına şefkatli olabilmek bilgelik özelliğidir.

    ----------------

    ÇÖL

    Buradaki çöl ve deve, kişisel bağımsızlık yolculuğunu sembolize eder. Tam olarak söylemek gerekirse bu senaryo sizin sevgilinizden ayrılmanız durumundaki duygularınızı açığa çıkarır. Cevaplarınız yollarınızı ayırma vakti geldiğinde nasıl tepki vereceğinizi gösterir
    1- Hiç sonu yokmuş gibi görünen ıssız ve geniş bir çölde deveye binmiş gidiyorsunuz. Yorgunluktan bitap düşene kadar deveyi sürdünüz. Sizi taşıyan deveye hangi sözleri söylersiniz?
    _Deveye söylediğiniz sözcükler aşkın bittiğini fark ettiğinizde kendi kendinize söyleyebileceğiniz şeylerdir. Şöyle cesaret verici sözler mi söylediniz. " Bir şekilde başaracağız" ya da " Merak etme, bu sonsuza kadar böyle gidemez" Yoksa karamsar bir havanız mı vardı? "Kaybolduk, hiç umut yok, sanırım burada öleceğiz "
    Deh-kısmende olsa cesaret verici bir söz beklide yusi kolay kolay bitirmeye niyetli değildir
    2- Tam susuzluktan öleceğinizi düşünürken önünüzde çok güzel bir vaha göründü. Ama birisi sizden önce oraya varmış. Bu diğer yolcu kimdir tanıdığınız birinin adını verin.
    _ Psikoloji terminolojisinde vaha kişinin sorunlarını çözmesini sembolize eder. Burada karşılaştığınız kişi sizi rahatlatmış, size yardım etmiş ya da ileride ihtiyacınız olduğunda yardımını isteyebileceğiniz biri olabilir.

    3- Çölde zaman çok yavaş geçiyor ve uzaktan bir kasabanın ışıkları görünene kadar sanki asırlar geçti. Nihayet varacağınız yere geldiniz. Yolculuğunuzun sonuna geldiğinizde neler hissediyorsunuz?
    _Yolculuğunuzun sonunda vardığınız kasaba kırık kalbiniz iyileştiğinde duygularınızın yeniden yola girmesini sembolize eder. Kasabaya vardığınızda hissettikleriniz biten aşkınız hakkındaki gerçek hislerinizdir.

    4- Uzun zamandır üzerinde ilerlediğiniz deveyle ayrılma zamanı geldi. Deveden inerken yeni bir sürücü geliyor ve sizin kalktığınız eğere oturuyor. Yeni binici kimdir. Hayatınızdaki bir başka kişiyi seçiniz.
    _ Yeni binici sizin gizlice rekabet, kıskançlık hisleri beslediğiniz ya da için için kızdığınız birisidir. İsmini verdiğiniz bu kişi aşkta bir rakibiniz mi yoksa bir zamanlar kalbinizi kırmış olan birisi mi ?


    ----------------

    ÇÖP

    Dikkatsizlikle bir çöp tenekesi devirdiniz,
    atılması için düzgün bir şekilde toplanmış ve üstü
    örtülmüş bir şeyi dünyanın gözleri önüne serdiniz.
    Çöp teneksinin içinde olduğunu düşündüğünüz şeyler
    sizin dış dünyadan saklamaya çalıştığınız şeylerdir.

    A. Hiçbir şey, teneke boştu:
    Bu cevabı veren kişiler hayatlarını ortaya
    sermeden ya da olduklarından başka görünmeden
    yaşarlar. İçleri neyse dışları da odur.
    Çekicikliklerini saf dürüstlüklerine borçludurlar.

    B. Bir yigin torbalanmami cop yola sacildi:
    Tenekenin icinin torbalanmamis cople dolu oldugunu
    soyleyenelerdis dunyaya karsi acik bir gorunum
    sergileseler de aslinda icleri ifade edemedikleri
    duygularla doludur. Bu duygulari sadec genel bir
    sıkıntı olarak hissederler ama eger dusunurlerse
    gercekten hissettiklerini soyleyecekleri yerler
    oldugunu fark edeceklerdir.

    C.
    Elma kocanlari, tavuk kemikleri ve baska yemek
    artiklari:
    Bir yigin mutfak artigi hayal edenler istahlarini
    ve yemege karsi dogal isteklerini bastiran
    kisilerdir. Belki de diyet yapiyorsunuz ya da
    yemekten kisarak para arttirmaya calisiyorsunuz.
    Sartlariniz her ne ise bu sizi etkiliyor. Fazla
    abartmaya gerek yok ve arkadaslarinizla bir
    restoranda guzel bir gece gecirmek size iyi gelecek.

    D.Gayet guzel baglanmis siyah bir cop torbasi:
    Gayet guzel baglanmis siyah bir cop torbasi hayal
    etmis olanlarin kendilerini kontrol duygulari cok
    gelismistir. Siz zayiflik gostermekten ya da sikayet
    etmekten nefret edersiniz cunku gururunuz buna izin
    vermez. Ama baskalarinin neler hissettiginizi
    bilmesi, zayiflik belirtisi degildir. Ipleri biraz
    gevsetin de o copler kokmaya baslamadan once iceriye
    birazcik hava girsin