Cumartesi, Temmuz 08, 2006

Her Şeye Bir Bahane



"...çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı
döveriz, "he masa ehhhh sen niye orada duruyorsun" diye. Çocuk masa orada
durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her hatayı
yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur."
Malum...

Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160
Kilometre hız yaptırdılar. İlk virajda sizlere ömür... Kimin üstüne kaldı?
Makinistin.

Mersin'de bayrağımız yakıldı, yırtıldı. Askere taş attılar,
panzere molotof... Memleket ayağa kalktı.
Kimin yüzündenmiş?......... İki veled...

Gelene geçene ayran tost falan satan, kendi halinde sakin bir
kasabaydı, Susurluk...
İçişleri Bakanlığı, MİT, Jitem, generaller, özel tim polisleri,
kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, işadamları... Bin kişi
falan yargılandı. Her şey kimin başının altından çıkmış?
Yeşil'in.

Deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kişi öldü. Binlerce bina
yıkıldı, on binleri ağır hasarlı. Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulağından tutup hapse tıktık?
Veli Göçer'i.

Edirne'de bebeler şakır şakır öldü... Hiç utanmadan bisküvi
kolilerine koyup, gömdüler.
"Araştırdık, ihmal yok" dediler. Peki neden öldü bu yavrular?
Klima'dan... Dikkat isterim, klimacı bile değil, klima.

Rakıdan öldük. O gün ile bu gün arasında ne değişti?......
Kapağın rengi...

Sanal "sorumlumuz" bile var...
Yollarda her gün 20 insanımız heba oluyor.
Trafik Canavarı'ndan...

Dolar patlarsa?
Enflasyon Canavarı'ndan...

Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var... Milli takım oynayıp yeniliyor.
Suçlusu kim?
Takıma alınmayan Hakan...

Domatesleri Ruslara kakalayamıyoruz...
Sinekten...

Deli dana geliyor.
Inekten...

Millet hormonlu diye tavuk yemiyor.
Erman Toroğlu'ndan.

Evleri su basıyor.
Yağmurdan.

Ormanlar yanıyor.
Sigaradan.

Gemi batıyor.
Dalgadan.

İyi de kardeşim, uçak neden düşüyor?
Rahmetli pilottan...

Peki bu şartlarda hayatta kalmayı nasıl başarıyoruz?

Allah'tan...

Üstün Dökmen

Cuma, Temmuz 07, 2006

Süper Bir Fıkra



Profesör, öğrencileri ile birlikte Karadenizli hastanın yatağının başına
gitmiş.. Onlara yeni bir hastalığn belirtilerini öğretecek.. Yatakta
bitkin, kendinden yarı geçmiş vaziyetteki hastayı göstererek konuşmaya
başlamış: "Bakın yüz rengi sarıya yakın.." "Gözler içeriye doğru çökmüş,
o yüzden burun daha sivri görünüyor.." "En fazla değişik kas
yüzümüzdedir.. Bakın kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız.. Çene
aşağıya sarkmış duruyor..." Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş
dinliyor..Profesör bu bir batın sendromu belirtisidir diyecek, yerinden
zorlukla dikilmeye çalışan hasta fırsat vermemiş.. Zor bela mırıldanmış:


''Sen sanki dünya cüzelisun..."

Adliye Diyalogları


Aile mahkemesinde yargıç avukata döner ve sorar;
-Müvekkiliniz neden boşanmak istiyor avukat hanım?
-Karsi taraf ile aralarında düsünce farklılıklarından kaynaklanan şiddetli geçimsizlik bulunuyor sayın hakim.
-Tabi biri Aristo diğeri Descartes çünkü.

* Dava: Uyuşturucu kaçakçılığı
Sanık: Takriben 65 yaşında bir amca
Yer : Ağır ceza mahkemesi
Olay : Amcanın ahırı ağzına kadar marihuana dolu olarak bulunmuştur.
Hakim - Amca anlat bakalım ne oldu ?.
Sanık - İçiciyim ben reisim.
Hakim - Nasıl yani ? Bir ahır dolusu esrarı mı içecektin ?.
Sanık - Yazları yetiştirir ve biriktiririm. Kışları da içerim hakim bey.
Hakim - (kahkahalar) Kapatırım seni ahıra, kapına da iki jandarma koyarım, yaza kadar o otu bitiremezsen sonra görüşürüz.


* Dava : Tarihi eser kaçakçılığı
Yer : Ağır ceza mahkemesi
Olay : Arabanın bagajında Roma dönemi büstler yakalanmıştır.
- Anlat bakalım Osman ?
- Tarlamı sürerken bu kafaları buldum hakim bey, tam müzeye teslim etmek üzere yola çıkmıştım ki tutuklandım. Masumum hakim bey, tahliyemi isterim.
- Osmannnn. Osmannnnnnn. Hatay'da bulduğun kafaları neden İstanbul'daki
müzeye teslim etmeye çalışıyorsun!!

* Hakim:Gereği düşünüldü........
Sanık:Çok düşüncelisiniz hakim bey sağolun

* Olay askeri mahkemede geçer. Sanık askeri mahkemede asker kaçağı olarak yargılanmaktadır:
Hakim: Bir buçuk yıldır seni arıyoruz, nerdesin sen?
Sanık: Askerdeydim komutanım!
Hakim: ???
Sanık :))
Hakim: Sırıtma
Sanık: Emredersiniz komutanım!


* 2005 yılının Kadıköy adliyesinde yaşanmıştır. Becerikli bir katip, mübaşir, hakim ekibine sahip mahkeme kadrosu, benim de birinde bulunduğum boşanma davalarını seri olarak karara bağlamaktadır. Ancak bu arada listeye uyulmamakta hazır beklemekte olan kim varsa onlara
öncelik de verilmektedir. Arka arkaya davalar karara bağlandıktan sonra mübaşire "bizim duruşma vardı" diye danışan kimse kalmaz. Mübaşir de hesabı hafiften şaşırdığı için koridora çıkıp bağırır:
"bilmemkaçıncı bilmemne mahkemesinde davası olan!"...
Kimsecikler üzerine alınmaz. Mübaşir açık olan kapıdan içeri bakar. Teşkilat tam kadro hazır müşteri beklemektedir. Döner tekrar koridora bağırır:
- Haydi! Yok mu boşanmak isteyen?